Günlerden yarın olmuş.
Yazık,bugünü ne zaman öldürdük?
Alnımızın akı mı ışıklandırıyor geceyi, yoksa gururlarımızın fener gibi parlayan gözleri mi?
Herşey böyle başlamadı mı zaten?
Aklın akla üstünlüğünü yok ettik önce seninle.
Bir üst perde daha olduğunu anladık, şaşırdık.
Işık hızında yol aldık, hep daha ötesi var mı diye aradık.
Sen bana, ben sana karıştık.
Karıştıkça çoğaldık; çoğaldıkça aydınlandık sandık.
Zamanını ölçemediğimiz bir anda soğuk bir karanlık çöktü üzerimize.
Alışmışlık vardı ne de olsa kendi akıllarımızın ışığına.
Teklikten kopup gelen çokluklar oluşturmaya çalıştık, çuvalladık.
Kör etmişti egolarımızın ışığı bizi, baktık ama göremedik.
Sağır oldu kulaklarımız kendi çığlığımızdan, işittik ama duyamadık.
Oysa ki sözümüz vardı, aşktan ölmeden ölenlerden olmayacaktık...
Yazık, biz seninle sessizliğini farkedemediğimiz bir fırtınada kaybolduk...
6 Şubat 2012 Pazartesi
5 Şubat 2012 Pazar
Korku
"Senin neden hiç korkun yok" diyorum.
Gözlerimin ta dibine bakıyor;
bakışı gözbebeklerimi kanatıyor sanki.
O an anlıyorum.
Tek korkusu, korkmakmış meğer...
Sesli ve sessiz
Tekilliklere sığdırdığımız kaçamak çoğulluklarımızdan birinde kaybolduk seninle o akşam.
Çünkü yine en büyük kalabalığımızdı yalnızlığımız.
Bir sesli, iki sessiz harfe gömülmüş tek bir heceye sığındık.
"SUS"....Sustuk....
8 Aralık 2011 Perşembe
19 Aralık 2010 Pazar
Bazen

Bazen öyle anların içine sıkışır ki hayat, tutup kolundan çekemezsin.
Dibine dalıp avuç avuç çıkarmak istersin tüm biriken aşkları.
Sonra en tepesine çıkıp kahkaha atmaya çalışır, beceremezsin.
Bakakalırsın öylece yarım kalanlara.
Tamlanıp rafa kaldırdıkların yanına kar kalır sanırsın.
Yaşayabildiklerin midir sevdiğin, yoksa sevdiklerin mi yaşadığın, seçemezsin.
Hiç ulaşamadıkların, içine hüzünlü bir sancı ile saplanır.
Bilsen de çıkarıp atamaz, atsan da kurtulamazsın.
Kimsenin görmediği bir deliğe sıkışıp sonra herkesin bildiği bir açıklığa çıkmak istersin.
Birden gözlerin tüm dünyaya körleşiverir,
Sen sadece kendini seversin.
Tek hakimi oldum sanırsın kainatın
Ardından inadına faltaşı gibi büyür gözbebeklerin, ama sen göremezsin.
28 Kasım 2010 Pazar
Şeytan mı, melek mi?

İçim dışıma, dışım içime dar bu gece.
Şeytan uyuduğu yerden uyanıyor da, sanki geliyor beni dürtmeye.
Dürtüyor da üstelik.
Şeytan uyuduğu yerden uyanıyor da, sanki geliyor beni dürtmeye.
Dürtüyor da üstelik.
"E, Havvakızı, naparsin, ne edersin?" diye soruyor.
"Eh işte iç güveysinden hallice" diyorum.
"Yoook öyle orta karar yaşamak zamanı" diyor.
"Yapma canım, hayat bu. Akıyor kendi halinde çok şükür" diyorum.
İtiraz ediyor. "Kabul etme bu akışı sen de öyleyse. Dal dibine dünyanın çıkar avuç avuç kumları, tersini düzüne çevir, düzünü tersine. Allak bullak et usunu, sonra yeniden sor kendine"
"Eh iyi hoş da, gördüğüm dünyayı bilirim ben, ya görmediğime alışamazsam"diye soruyorum.
Geriye düşüyor başı, derin bir kahkaha atıyor.
"Aslolan bilmediğine koşmak, bildiğin zaten sırtında kambur. Koşmadan varılır mı öteye,uçmadan çıkılır mı göğe, bağırmadan gider mi ses uzağa, insan bilerek düşer mi tuzağa" diyor.
"Aslolan bilmediğine koşmak, bildiğin zaten sırtında kambur. Koşmadan varılır mı öteye,uçmadan çıkılır mı göğe, bağırmadan gider mi ses uzağa, insan bilerek düşer mi tuzağa" diyor.
"Haklısın" diyorum.
"Korkma" diyor. "Düş peşime, al aklını yanına, koy gerisini beriye"
"Ya geri dönmek istersem" diye soruyorum.
"Artık gerisi yok, bundan sonrası hep ötesi. Git ki öteye varasın alemlere"diyor.
"Dur" diyorum. "Yoruldu düşüncem, dur ki dinlensin aklım"
"Yok bizde durmak"diyor. "Benim işim aklını almak Ademoğlu'nun, Havvakızı'nın"
"Şimdilik dur" diyorum.
"Ben durmam, sensin duran. Yine yolum düşecek aklına" diyor ve uzaklaşıyor... Vedalaşıyoruz...
Kendimle başbaşa kalıyorum.
Neydi bu ses, hangisi kazanacak içimde.
Şeytan sandığım belki de doğru yolu gösterecek bir melek mi aslında...
Akıl, sen büyüksün. Toparlan ve düş kendi yoluna...
5 Kasım 2010 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
